Tıp Biliminin Geldiği Nokta

Tıp bilimi tarihi milattan önceki dönemlere kadar uzanmaktadır. İnsanlık, tarihinde ilk çağlardan bu yana hep şifa aramış ve bu şifa arayışı yıllar geçtikçe tıp bilimine dönüşerek günümüze ulaşmıştır. Eski zamanlarda bilinen ilk tıp alimlerinden ve tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat yani namı değer İyon Hekim, babası tarafından yetiştirilmiş ve ilerleyen dönemde Avrupa ve Arap tıbbına katkısı çok büyük olmuştur.

Bir diğer tıp alimi ise, Türkler Anadolu’ya girmeden önce Özbekistan’ın Buhara kentinde 980 yılında dünyaya gelen İbn-i Sina’dır. Tıp alanında yaklaşık 200 kitap yazmış ve en büyük eseri ”Tıbbın Kanunu” adlı kitabı yaklaşık 700 yıl Avrupa da tıp derslerinde okutulmuştur. Yaşadığı yıllarda kendini Türk ve Pers ülkelerinin aralarında ki savaşlar ve karışılık için de bulan Sina, kah o şehir de kah bu şehirde kendini göçebe olarak bulmuş hatta bir dönem mahkum bile edilmiştir.

Zaman zaman hükümdarların seçtiği doktor olmuş, zaman zamanda bir sürgün. Yine kendi döneminde yobaz birçok kişi tarafından hastaları iyileştirmesi nedeniyle, büyücü olarak niteleyenler dahi olmuştur. İbn-i Sina aynı zamanda büyük bir filozoftur. Antik Yunan döneminin bütün kitaplarını okumuş ve birçok alanda matematik, mantık ve doğa bilimleri hakkında da çalışmaları olmuştur.

Osmanlı ve Selçuklu döneminde Anadolu toprakları en parlak çağlarını yaşamış ve bu tıp alanında da kendini göstermişti. Bu dönemde hastanelere darüşşifa denirdi. Bu şifahaneler de dil, din, ırk, kadın ve erkek demeden herkes ücretsiz bir şekilde yararlanabilirdi. Haftanın belli günlerinde poliklinik olarak da hizmet veren bu hastaneler kervanlar ve göçebeler için de önemli tıp merkezleriydi.

Modern çağa gelindiğinde ise artık şifahaneler yerini hastanelere bırakmıştır. Hastaneler aslında modern çağın başlangıcında hapishane ya da hapsetme anlamlarına gelmekteydi. Bazı yabancı kaynaklarda hastaneler, toplumu bir düzene sokmak ve hapishaneler gibi disipline sahip yerler olarak tanımlanmaktadır.

Endüstri toplumlarının ortaya çıkmasıyla birlikte artık toplumda herkes belirli bir düzende olmalı, aynı kıyafetleri giymeli, aynı sıralarda oturarak eğitim almalı ve işleri de bu şekilde olmalıdır. Aslında modern hastaneler de artık modern toplumun bir parçası haline gelmiştir. Günümüz de ise, hastaneler endüstriyel beslenme nedeniyle yaşamın en yoğun geçtiği yerlerdendir.