Son Dakika

Televizyon kanallarında haber saatleri geldiğinde sık sık duyduğumuz ve gördüğümüz bir kelime, ” Bir son dakika gelişmesi. ” bu kelimeyi duyduğunuz da arkasından bir şiddet haberinin çıkması kaçınılmazdır. Bu şiddet haberlerinin boyutu ise giderek artmakta ve sağlık sektörüne de sıçramış durumdadır.

Ülke olarak şiddeti seven ve şiddete meyilli bir ülkeyiz, maalesef buda insanın temelinden, yani yetiştirilmesinden itibaren başlayan bir süreç. Kadına şiddet, sokakta şiddet, hastanede şiddet, yan baktın şiddeti ve daha birçok akıl dışı hareket maalesef ülkemizde giderek büyüyen bir sorun.

Hastanelerde, özellikle doktorlara ve hemşirelere yapılan saldırılarda bu şiddete yeni eklenenlerden. İnsanlarımızın hepsi doktor ve herkes her şeyi çok iyi biliyor. Kendine ait bir düzeni ve yasaları var. İlle de devlet içinde devlet kurmaya çalışmak demek bölücülük demek değildir. Kendi çizdiği kanunları ve yasaları ile ahkam kesen, devletin kanunlarını hiçe sayan bireylerde birer bölücüdür aslında. Giderek artan şiddete yeterli çözüm bulunamaması halinde, eğitim ve bilinçsiz nüfus planlaması ile ülke giderek şiddete gömülebilir.

Sağlık çalışanlarına yapılan darp ve şiddetin boyutu son 6 yılda 80.000’i geçmiş durumda. Yıllık ortalama 15 bine yakın saldırı olmakta ve giderek azalacağı yerde artmaktadır. Yapılan istatistiklerde her 100 sağlık çalışanından yüzde 82’sinin saldırıya ya da sözlü tacize uğramaktan endişe duyduğunu göstermekte ve yine her 100 çalışandan ortalama olarak yüzde 87’si ise, farklı şiddet türlerinden en az birine, hayatları boyunca bir kez maruz kaldıklarını söylemektedir. İşin boyutunun ne kadar ciddi olduğunu bu sonuçlardan da anlamak mümkün.

Maalesef saldırıya uğradığınız da eğer ölmez iseniz, saldıran elini kolunu sallayarak dışarı çıkıp dolaşabiliyor. Bu da hayatını saldırmak üzerine kurmuş insanların, hali hazırda kanunların nasıl işlediğini bilmesinden dolayı, rahatlıkla masum insanların canına kast edebilmesine yol açıyor.

Ülke olarak amacımız kalkınmaksa, insanlarımızı rehabilite etmek de devletin bir diğer görevi olmalıdır. Şiddete başvuran kişilere ödül verir gibi ceza vermek yerine, uzun süreli rehabilitasyon sürecine almak çok daha doğru olabilir. Davranışlarının ve sonuçlarının nereye varacağını bilmeden, dürtüsel hareket ve mantıklı hareket ayrımının farkına varılmasını sağlamak, belki de şiddeti azaltmada daha faydalı olabilir.