Televizyonlarda gün içi ve akşam haberlerini açtığımızda bir birinden ürkütücü haberler ile karşılaşırız. Hiç birimizin görmek istemediği haberler içerisinde öyle haberler vardır ki bunlar maalesef hastaneler olarak nitelendirdiğimiz, en güvenilir olması gereken yerlerde gerçekleşmektedir. Ancak gerçekleşen her olay televizyonlara da yansımamaktadır. Bundaki en büyük neden ise, bazı özel hastanelerin itibar kaybına sebebiyet verebilecek olmasından dolayı olayların haberlere yansımasını çeşitli yollardan ört bas etmektedir.

Hastane yaşamı sandığımızdan daha zor ve risklidir. Bu nedenle taşıdığı risk unsuruna bağlı olarak yanlış tedaviler, ameliyatlar, doğumlar ya da iş kazaları gerçekleşebilmektedir. Bu gerçekleşen iş kazalarının birçoğu da televizyonlara her zaman yansımamaktadır. Ta ki birileri çıkıp feryat edene kadar. Aynı zamanda bazı hastaneler hakkında öyle yorumlar vardır ki insanın inanası dahi gelmez. Çünkü tedavi olmaya gittiğimiz yerleri böylesine kötü şeylerle bağdaştırmak istemeyiz.

Hastanelerde aynı zamanda yaşanmasını istemediğimiz ve televizyonlara sadece şiddetinin oranı doğrultusunda çıkan ancak, sıklıkla saldırılara maruz kalan hastane çalışanları için, hastanelerde çalışmak zaman zaman dayanılmaz olabilmektedir. Toplum olarak da çok hızlı parlayan bir millet olmamız, maalesef yaşanan şiddeti de artırmaktadır. Sağlık çalışanları ile yapılan çalışmalar da hemen hemen her gün çalışanların sözlü saldırıya uğradıklarını göstermektedir.

Her zaman her şey kötü olacak değildir elbet. Bazı araştırma hastanelerimiz de her ne kadar hepsi medyaya yansımasa da insanı heyecanlandıran gelişmelerde yaşanabilmektedir. Türkiye tıp biliminde ileri ülkelerden biridir ve bazen tıp konusunda çığır açabilecek gelişmelerde yaşanmaktadır. Çünkü birçok tıp öğrencisi, doktor, genetik mühendisi, kimyager ve biyolog bir şeyler keşfetmek için yoğun çaba harcamaktadır.

Yaşamımızın sağlıklı bir şekilde sürebilmesi için hastanelere olan ihtiyacımız gün ve gün artmaktadır. Burada televizyonlarında hastanelerin çalışma ortamları ile ilgili haberleri daha çok gündeme getirmesi gereklidir. Böylelikle daha gelişmiş hastanelere ve personele ülke olarak sahip olabiliriz. Toplumun büyük bir kesiminin televizyon izlediği düşünülürse, kanallar aracılığı ile yapılacak bilgilendirme ve bilinçlendirme eğitimlerinin topluma daha çok aktarılması gerekmektedir. Maalesef çok küçük zaman dilimlerini kapsayan, bu tip kamuyu aydınlatma programlarının televizyonlarda daha fazla yer alması için, sadece devlete değil kanal sahiplerine de büyük iş düşmektedir.